Makalenin Detayı
Başımız Sağ Olsun Develi!
Develi kökenli değerli aydın ve edebiyatçı Osman Necati Tosuner’i 24 Şubat 2026 günü İstanbul’da 82 yaşında kaybettik. Devlet memuru olan babası Ali Galip Tosuner (1903-1990) ailesinin yedi çocuğundan biri olan Osman Necati, 1944 yılında Ankara'da doğdu.
Osman Necati, dört yaşındayken tavanda asılı salıncaktan düştü. Bu kaza sonucunda sırtında kambur oluştu. Çocukluğu ve ilk gençliği son derece sancılı geçen Tosuner’in bu durumu eserlerinin temasını derinden etkiledi.
Rahatsızlığı nedeniyle ilkokula 8-9 yaşlarında başladı. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da okudu. Atatürk Lisesi’nde okurken yazar olma hevesiyle ailesinden ayrılıp İstanbul'a gitti. 1966’da Pertevniyal Lisesi’nden sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’ne girdi. Fakat buradaki öğrenimini yarıda bıraktı.
1973 yılında Almanya’ya gitti ve yaklaşık iki yıl kaldı. Almanya’dan döndükten sonra 1977’de Derinlik Yayınevini kurdu. 1983’de reklam sektörüne girdi. 1979’da Amerikan Kolejinde öğretmen olan Leman Hanım’la evlendiler ve 1994’te boşandılar. Tosuner reklamcılık işinden 1996’da emekli oldu.
Necati Tosuner, roman, deneme, oyun ve çocuk kitapları yazdı. Çağdaş hikâyeciliğimizde iz bırakan ve kendine özgü üslûp yaratan yazar, eserlerinden dolayı çok sayıda ödül aldı.
Hikâyelerinde, sevgi, yalnızlık, öfke, isyan, ötekileştirme, bencillik, kaçış, umut, umutsuzluk, çocuk özlemi, ayrılık, yoksulluk, hayale sığınma, cinsellik, toplumsal huzursuzluk, çaresizlik ve kıskançlık gibi çok geniş temaları işledi.
“Çoğunluk, benim için bir dert yanma işi olmuştur öykü yazmak” diyordu. Bu bağlamda Tosuner, engelli olmasından kaynaklanan kendi gerçekliğini yaşamın gerçekliği ile birleştiren bir üslup yarattı.
“Yıllarca ‘kambur’ öyküleri yazdım. Sanılabilir ki, hep aynı eksen çevresinde dönen yazar, bazı şeyleri yinelemek zorunda kalacaktır. Oysa titizlenirsen öyle olmuyor” diyen yazar, her ne kadar kamburluğu ve sakatlığı sık sık işlese de tematik çeşitliliğe önem verdi.
Tosuner, yaşam felsefesini şöyle dillendirmişti: “Toplumcular yeteri kadar solcu bulmuyordu beni, varoluşçular da altyapı olarak yetersiz buluyordu. Ben bireyciydim, ama benim bireyci olmak için Sartre falan okumama gerek yoktu. Yeteri kadar bireyci olmaya hakkım vardı benim zaten, bu toplumda yaşıyor olmaktan dolayı...”
Okunma 54
Eklenme Tarihi 25 Şub 2026Bu haber için henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olabilirsiniz!
Yorum yazmak için lütfen üye girişi yapınız.
Her türlü savaşa karşı çıkılır mı?
28 Mar 2026
Savaş ve savaş kültürü
21 Mar 2026
Sanat nedir ve sanatçı kimdir?
14 Mar 2026
Popüler Kültürün Kölesi Olmayın!
07 Mar 2026
Necati Tosuner’den Aforizmalar
28 Şub 2026
Başımız Sağ Olsun Develi!
25 Şub 2026
Emperyalizm ve Küresel Kültür
21 Şub 2026
Kültürel Kimlik ve Dil
14 Şub 2026
Kültür ve Kültürel Faaliyet nedir?
07 Şub 2026
Künyeli Hasan
01 Şub 2026
“Bizim huyumuz böyle/Memleket meselesi düşünürüz hep…”
24 Oca 2026
Nevzat Üstün’ü Nasıl Bilirdiniz?
17 Oca 2026